Page 10 - mayis_internet
P. 10

sirdergisi.com
                Mayıs 2021 - Ramazan 1442                                  DENEME

               AHİLERDE ŞED KUŞANMA







                                                                           Akif CEMİL

            Ahi  Evran-ı  Veli,  İslam  ahlak  ve  edebini  sistematize  ederek  esnaflığa  tatbik  etmiştir.
          Osmanlı’nın  kuruluş  dönemlerinde  yaşayan  bu  zat,  aynı  zamanda  devletin  teşekkülünde  de
          mühim rol oynamıştır. Günümüzde bazı yerlerde Dükkanların toplu olarak dua ile açılması kadar
          da olsa Ahilik hatırlanmaktadır. Ahi Evran ve Ahilik hakkında teferruata inmeden, tarihten bir
          hadise ile Ahiliğin temel prensiplerini tanımaya çalışalım.

            Orhan Gazi döneminde, Hacı Bektaş-i Veli tarafından, Kırşehir’de bulunan Ahi Evran-ı Veli’ye
          Bostancı  Bahaeddin  Çelebi  gönderilir.  Ondan  “emanet”  adı  altında  manevi  destek  alınmak
          istenmektedir. Bostancı Bahaddin Çelebi şehre girdiğinde mehterin velveleli bir şekilde nevbet
          vurduğunu görünce şaşırır. Şehrin dört bir yanından örs sesleri gelmektedir. Biraz ilerleyince
          örse inen çekiçlerin sesi kulaklarını çınlatır. Bahaeddin Çelebi, demirciler çarşısına geldiğini anlar.
          Nevbetin vurulduğu, uğultunun çoğaldığı meydana gelince şaşkınlığı iyice artmıştır. Kalabalığın
          içine girince bu insanların bir kısmının da yoldan geldiğine şahit olur. Bir şenlik , bir kutlama
          merasimi yapılmaktadır. Fakat ne olduğunu tam anlayamamıştır. O esnada bir yiğitbaşı meydana
          çıkarak meclisi sevk ve idare etmeye başlar. Önce davetlilere sorulur. Konyada’dan Ayıntep’ten
          Amid’den, Aksaray’dan, Yabanlu’dan heyetler toplanmıştır. Anadolu Bey’lerinden okuntu gelip
          gelmediği sorulur. Konya’dan, Tebriz’den, Bağdat’tan, Kütahya’dan Aydın’dan, Kastamonu’dan
          Maraş’tan okuntuların geldiği söylenirken Bostancı Bahaeddin’in içinden Söğüt, Bursa, Osmanlı
          düşüncesi geçer. Bursa’nın da ismi okununca sevinir, rahatlar. Konuşmalar devam ettikçe anlar
          ki; bu merasim civar illerin Ahi gençlerin ustalık şeddini yani peştemalini kuşanması için tertip
          edilmiştir. Bostancı Bahaeddin Çelebi’nin Kırşehir’ e ayak bastığında duyduğu demirci çekiçlerinin
          çıkardığı  ses  boşuna  değilmiş.  Anadolu’da  Ahi  Şeyhlerinin  toplantısında  ilk  celsesinde,  kalfa
          olacak iki demirci çırağının imtihanı yapılacakmış. O anda demirci çırakları, yanlarında ustalarıyla
          beraber huzura çıkarlar. Yiğitbaşı huzura sorar;

            -“Erenler! Bu gençleri öğrendiğimiz vechile şed kuşatmak, kalfa yapmak ve canlar arasına
          katmak isteriz. Ne dersiniz?” Huzurdakiler dualarla imtihana alınmasını münasip görürler.


            Kalfaların elinde hediye çıkını, ustaların elinde ustalık peştemalı vardır. Yiğitbaşının işaretiyle
          bunlar kenara konur. Yiğitbaşı, Ahi adeti icabı tahta tabakta duran katlı ustalık peştamalini alır.
          Açılmış  haliyle  Elif’e  benzeyen  peştamalı  sarar.  Elif,  Allah’ın  birliğine  ve  doğruluğuna  işaret
          etmektedir. ”Elif gibi doğru geldim, inşallah ebedi hayata da doğru giderim”demektir. Yiğitbaşı
          kuşağı enine beşe büker. Bu beşe bükme; beş vakit namaz ve beş büyük Peygamberi hatırlatmak
          içindir. Yiğitbaşı aynı peştamali boyuna üçe katlar. Bu, şeriat, hakikat, tarikat demektir. Bundan
          da  alemin  dört  unsuru  (anasır-ı  erbaa;  hava,  su,  ateş,  toprak),  çehar-ı  yar-ı  Güzin  (hulefa-yı
          raşidin, dört halife; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali), dört büyük melek (Hz. Cebrail,
          Mikail, Azrail, İsrafil), dört kitap (Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı Kerim) hatırlanır.

            Nakip huzura gelip;



      8
   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15